TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN TEMEL İLKELERİ

Milli eğitimin temel ilkelerinden, örgün ve yaygın eğitimin bütün işlem ve süreçlerinde temel olan, yer alan esaslar, izlenmesi zorunlu olan gerçekler kastedilir. Geliştirilerek benimsenecek eğitim yaklaşım ve uygulamalarında ortak olacak bu ilkeler, değişik yorum ve varsayımlarla ele alınabilirler. Biz aşağıda ayrıntılarına girmeden, bize göre, olması gereken bu ilkeleri başlıklar halinde sunuyoruz.

Türk Milli Eğitiminin Temel İlkeleri:

1- Eğitim sisteminin, hem insanın kendisini gerçekleştirmesi, hem bilgi toplumunu oluşturması, hem de bilgi toplumuyla küreselleşmenin gereklerine uyum sağlayabilmesi için, eğitimin unsurlarını; yani öğrenci, öğretmen, eğitim programları, yönetici, fiziki çevre ve sosyal çevreyi, çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeniden ele alıp tanımlaması gerekir. Buna yeniden yapılanma diyebiliriz ki, mutlaka bu yola gidilmesi şarttır.

2- Bir sistem olarak eğitimin kuramdan uygulamaya, diğer bir deyişle oluşum, işlem ve süreçlerinde “demokratiklik” ve “katılımcılık” esas alınmalıdır.

3- Çağdaş dünyada geçerli olan “laiklik” anlayışı bizim eğitimimizin de temelinde bulunmalı, halkın din kültürü ve ahlak öğretimi ihtiyacı ise, Anayasada yer aldığı şekilde karşılanmalıdır.

4- Eğitim sisteminin kuramdan uygulamaya, diğer bir deyişle oluşum, işlem ve süreçlerinde ideolojik yaklaşımlar yerine, Büyük Atatürk’ün bize gerçek mürşit olarak gösterdiği “Bilim”, özellikle de “Eğitim Bilimleri” esas alınmalıdır.

5- Eğitimin merkezinde “öğrenci” olmalıdır. Eğitimin görevi öğrencileri “sınıflamak” veya “elemek” değil, onlara ilgi, istidat ve kabiliyetleri (gizilgüçleri) doğrultusunda, olabileceklerinin en iyisi olabilme fırsatı vermek olmalıdır ki, buna, öğrencinin “kendini gerçekleştirmesi” de diyebiliriz.

6- Eğitim süreci, öğretmenin aktif, öğrencilerin pasif olduğu bir ortamda, öğrencilere bilgi yüklemeyi değil; öğrencinin ve öğretmenin aktivitesine göre belirlenmiş eğitim ortamlarında, öğrencinin önce düşünen, sorgulayan ve değerlendirme yapabilen kafa yapısına sahip olabilmesi, sonra bu anlayışıyla bilgiye ulaşma yollarını, bilgiyi elde etmeyi, onu kullanmayı ve bilgiden bilgi üretmeyi öğrendiği bir yönteme oturtulmalıdır.

7- Kurumsal olarak eğitim, dil, din, ırk, cinsiyet ayırımı gözetmeksizin herkese açık olmalıdır. Hiçbir kişi veya zümreye ayrıcalık (imtiyaz) tanınmamalı, fakat “ihtiyacı olan” ve “başarılı” öğrenciler maddeten ve manen desteklenmelidirler.

8- Her Türk vatandaşı için ilköğretim (sekiz yıllık temel eğitim) zorunlu ve (kamu okullarında) parasız, orta öğretim kurumlarından yararlanmak ise isteğe bağlı ve (kamu okullarında) parasız olmalıdır.

9- Özel eğitime ihtiyaç duyan ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için, çağdaş bilimin ışığında özel tedbirler almak esas olmalıdır.

10- Eğitimde amaç, belli kalıplar içerisine sıkıştırılmış vatandaşlar yetiştirmek değil, potansiyelleri optimum düzeyde geliştirilmiş insanlar ( bireyler) yetiştirmek olmalıdır.

11- Bunun için rehberlik hizmetlerinden ve objektif ölçme ve değerlendirme metotlarından yararlanılarak önce öğrencilerin ilgi, istidat ve kabiliyetlerini (gizilgüçlerini) keşfetmek, sonra bu keşfedilen gizilgüçler doğrultusunda programlar hazırlamak ve bu programlara öğrencileri zamanında yönlendirmek esas olmalıdır.

12- Sekiz yıllık zorunlu ilköğretimin birinci ve ikinci yarısı, herhangi bir ideolojik sapmaya düşmeden, bilimin ışığında öğrencilerin, toplumun ve çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeniden ele alınıp geliştirilmelidir.

13- Ortaöğretim sistemimizde, çağdaş dünya ve ülke gerçeklerine artık uymayan “Ağırlıklı Genel Lise” ve “Zayıflatılmış Meslek Lisesi” uygulaması yerine, oranı % 60’ ları geçen “Geliştirilmiş Meslek Lisesi”, sayısal olarak az ama “Etkin Genel Lise” ve değişik meslek liselerinin kaynaştırıldığı “Çok Programlı Lise” uygulamasına geçmek için gerekli hazırlıklar yapılmalıdır.

14- Mesleki teknik liselerdeki eğitimde yalnız iş eğitimi değil, kariyer eğitimi de esas alınmalı, programlar arası yatay ve dikey geçişte esneklik sağlanmalıdır.

15- Türk Milli Eğitim sisteminde, okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretimdeki eğitimde millilik, yükseköğretimdekinde ise, objektiflik esas olmalıdır.

16- Omurgası çağdaş bilim, evrensel ve milli değerlerden oluşan eğitim sistemi, yeniliklere açık durmalı, zengin yerel kültürlere sahip bir dokusu olan Türkiye gerçeğini esas almalı, toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, yani eğitim “milli” olmalıdır.

17- Eğitimin temel unsurlarından olan öğretmenin yetiştirilmesi, istihdamı ve özlük hakları, yine bilimin, çağdaş uygulamaların ve ülke ihtiyaçlarının ışığında yeniden ele alınmalı, tanımlanmalı ve gereği yerine getirilmelidir.

18- Öğretmenin yetiştirilmesinde yasal zorunluluk olarak uygulanan özel alan bilgisi, genel kültür ve pedagojik formasyon derslerinde, öğretmenin, öğretmen olmanın yanında idareci, müfettiş ve rehber öğretmen olacağı gerçeğinden hareketle, öğretmen yetiştiren fakültelerin eğitim programlarında, bu alanların derslerine daha bir ağırlık verilmesi yoluna gidilmelidir.

19- Okullarda karma eğitim yapılır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklarına göre bazı okullarda yalnız kız veya yalnız erkek öğrenciler öğretim görebilir.

20- Anayasa (madde 42) de ifadesini bulan “merkezden ve yerinden yönetim” anlayışı eğitim sisteminde de esas olmalıdır. Böylece merkezde (Milli Eğitim Bakanlığı’nda) toplanmış olan çok aşırı yetki ve sorumluluk, modern yönetim ve organizasyon anlayışı çerçevesinde taşraya dağıtılarak hem merkez rahatlamış, hem taşra ekonomik, fiziki ve beyin gücüyle devreye girmiş olur, hem de eğitim faaliyet ve sistemine dinamizm ve atılım gelmiş olur.

21- Eğitim uygulamalarında, “kamu sektörü” nün yanında, gitgide ağırlığın o yana kaydırılacağı özel öğretim kurumları teşvik edilip, “özel sektör” ün bu alana güçlü bir şekilde girmesini sağlamak esas olmalıdır.

22- Eğitimdeki yeniden yapılanma sürecinde ve sonraki uygulamalarında, özellikle “Eğitim Bilimci” ler bu çalışmanın direksiyonunda olmalıdırlar.

23- Karakteri hareket, dinamizm ve hızlı değişme olan çağımız (ülkemiz) insanı için hazırlanan eğitim sistemini ve özellikle de eğitim programlarını durağanlık (statukoculuk) tan kurtarıp, dinamik bir yapıya kavuşturabilmenin yegane yolunun, “Eğitimde Program Geliştirme” çalışmaları olduğu bilinmeli ve bu çalışmalara gereken önem verilmelidir.

24- Örgün eğitim sistemimiz, çağdaş dünyadaki eğitim sistemleriyle entegre olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

25- Çağdaş eğitimin üç temel boyutundan (öğretim, yönetim ve rehberlik) birisi olan rehberliğe işlerlik kazandırmak gerekir. Böylece hem öğrencinin kendisinin kendisine ve çevresine tanıtılması, geleceğe yönelik alacağı kararlarda daha isabetli davranmasının sağlanması, hem de eğitimin kalitesinin artırılması temin edilmiş olunur.

Kaynak: Doç Dr. Ömer Özyılmaz